İğneada sosyal gelişim derneğinin duyurusudur.

16.11.2016
M.Talip Girgin
Sevgili üye arkadaşlarım ve bölge insanlarımız;
(İSGEDER) derneğimizin bölgemizde daha aktif rol almaması veya alamaması kendi yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun değildir! Öncelikle İSGEDER olarak imkan ve olanaklarımızın sınırlı olması nedeniyle, dernek olarak tek başına bir organizasyon veya bir proje üretmemiz şu an için ekonomik olarak pek mümkün görünmemektedir!

Geliri sadece üyelik aidatı olan derneğimizin hâlihazırda yayında olan internet sayfamızdan başka iletişim kurabileceğiniz bir ofisimiz, büromuz maalesef yoktur!

Bu ayıp, kendi bölgesi için faydalı olacak bir kurumu yok sayan mahalli idarelerin ayıbı olduğu kadar elinde imkanı olup bu girişime duyarsız kalan ileri gelen AĞALARIN, BEYLERİN'DE ayıbıdır.

İğneada hariç Türkiye'nin her tarafında milli gelir, ekonomik kalkınma, teknoloji, sanayi, eğitim vs başarı çıtası yükselirken, İğneada'nın geleceğine yön verecek bölgenin değerli evlatları; iş, aş, eğitim ve sağlık için cennetlerini cehenneme çeviren cehaletin egemenliğinden (!) dolayı başka yerlere göç etmek zorunda kalmaktadır.

Yeri geldiğinde aslan kesilen, kükreyen hesap sorulduğunda cehaletin arkasına sığınarak ne yapalım; "Benim adım hıdır elimden gelen budur, daha iyi yapan varsa buyursun yapsın" diyerek sorumluluklarını cehaletlerine bağlayan kişiler bilmelidir ki; kendi yeteneklerinin sınırlı olduğunu bilen insan haddini bilen insandır!

Yüzlerce binlerce insanın geleceği ile oynan-maz!

Bilmelidirler ki elde ettikleri makamlar; kişilerin kendi egosunu tatmin etmek ve anlamsız intikam duygularını sürdürmek için mücadele verecekleri uygun bir mevki veya münakaşa edilecek bir yer değildir!

Egemen güçlerin birbirleriyle sürdürdükleri geçimsizliklerinin bedelini; kendi insanlarının geleceğine ipotek koymadan çözmeleri; memleket içinde bölge insanımız içinde daha hayırlı olacaktır!
Bölge insanının üzerinde kalan "kırk yıllık hak" hesabı mahşere kalmadan, sorumluluk ve makam sahibi kişiler tarafından bugün, hemen, hiç vakit kaybetmeden verilmelidir!

Halk olarak yalnızız!

Batı hududunun uç kısmında Avcılar köyü, Sislioba, Beğendik, Limanköy ve beldemiz İğneada olmak üzere yalnızız! Etrafımızda maaşlı çalışan devlet görevlileri, siyasiler ve bağlı oldukları kurumlar yani egemen güçler ve uzantıları var!

Sınırlı imkânları ile bölgesi için gönüllü çalışmaya çalışan, üstelik yerel yönetim ve idariciler tarafından ilgisiz kalınarak itibarsızlaştırılmaya çalışılan STK üyeleri ve derneği İSGEDER olarak maalesef biz üç beş emekli ve birkaç genç dernekçiler varız!

Kaderimize terk edilmemizin birinci sebebi; sanırım hiçbir parti yandaşı olmamamız ve sınırlı süre içinde değişim gösteren egemen güçlerin borazanını sırasıyla öttürmememizden kaynaklanıyor sanırım!

Veya bu yalnızlığımızın sebebi;
Uzaktan kumanda ile idare edilen dernekler ve yandaşları gibi bir gecede döviz icat edip ertesi gün yarım ekmek arası köfte ve bir ayran karşılığı (!) konuya Fransız insanların eline tutuşturup, devletimizin aleyhine dış güçlerin menfaati için halkımızı galeyana getirmediğimiz için olabilir!

Bizler her hangi bir siyesi partiye bağlanarak ve o partinin gücü ile ön plana çıkmak istemiyoruz arkadaşlar. Biz İSGEDER olarak tüm siyesi partilerin bölgemizde siyasi ağırlıkları ve ederleri üzerinden değil her birinin tüzüklerinde yer alan "insani değerler" üzerinden tamamının yanımızda olmalarını ve bize siyasi taleplerini dayatmadan destek olmalarını bekliyoruz!

Birilerinin bu problemi çözemiyor olması, derneğimize herhangi bir sebepten dolayı ön yargı ile yaklaşması veya önceliği kendi menfi çıkarlarının gerçekleşmesi beklentisi içinde olmaları, bizim sorunumuz değil arkadaşlar. Bu zavallılık küçük insanların, küçük hesapları ile alakalıdır.

Dolayısı ile egemen güçlerin cehaleti bizi hiçbir şekilde bağlamaz!

İSGEDER; kurulduğu günden bugüne kadar cehaletle mücadelenin dışında, sokak köpekleri ve kedilere; yetişebildiğince karınlarını doyurmaya, onları tedavi etmeye, bitten pireden kurtarmaya, aşılamaya dün olduğu gibi bugün ve yarında devam edecektir. Cehaletin kapı dışarı ettiği sokak hayvanlarını sahiplenerek sattığımız baldan, balıktan, çaydan, aldığımız emekli maaşımızdan veya günlük yevmiyemizden, çoluğumuzun çocuğumuzun nafakasından ayırarak...
Allahın bu sessiz yaratıklarını birkaç duyarlı iyi insan ile birlikte bakmaya devam edeceğiz.

Derneğimizin kurulması öncelikle sokak hayvanlarına sahiplenmek üzerine idi. Sevgili müdürüm arkadaşım Ruhi Şayır ile çay bahçesinde sohbet ederken aklımıza gelen bu fikri; üç beş saat içinde birkaç arkadaşımızın da katılımı ile hayata geçirecek girişimleri başlatmıştık.

Tabi ki elimizde evraklar ile dolaşırken birçok cin fikirli ve içten pazarlıklı insanların tenkidine, tehdidine ve alaycılığına maruz kaldık. İğneada da darbe yapacağımızı sanarak ellerinden egemenliklerine son vereceğimizi sanan ve kendilerine karşı bir eylem planı içinde olduğumuzu düşünen bazı alakasız güruhlar sarhoşluklarının arkasına sığınarak şahsıma karşı tehdit, küfür ve hakaret eyleminde bulunmuşlardır!

Birkaç gün sonra ayılan, cahil ve cehalet denizinde yüzen bu sahte kabadayılara (!) "gelin şu meseleyi halledelim" dediğimde; konuyla alakalı olarak bir yanlış anlama olduğunu söyleyerek benden özür dilediler!

Herkesi kendileri gibi cahil sanan cehalet bekçileri; adam yokluğunda çeşmenin başını beklesin diye kendilerine verilen görev nedeni ile erişilmez üstün güçlere sahip olduklarını düşünerek; gelene çemkiren gidene çemkiren alkol bağımlılarına tehdit suçunun cezasını da ben öğretecek değilim!

TCK m.106'da belirtilmiş olup suçun nitelikli hali temel halinin işlenmesi durumunda verilecek olan ceza miktarları farklılık göstermekle birlikte, TCK m.106/1'de belirtilmiş olan tehdit suçunun temel halinin işlenmesi durumunda faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Fakat aynı maddenin ikinci cümlesinde belirtilmiş olan malvarlığına karşı tehditte bulunma ya da sair bir kötülük edeceğine dair tehditte bulunma suçunun işlenmesi durumunda ise fail, 6 aya kadar hapis cezasına veya adli para cezasına çarptırılacaktır. 106/2-3 maddelerin devamında 2+5 yıl ve hatta daha da fazlası olabilmektedir.

Gel de bu küçük adamların sırtına büyük yük yükleyenlerin kulaklarını çınlatma! Toplumsal meseleler için bizi temsil edecek liderleri iyi seçmemiz lazım. Seçtiğimiz liderin kaç numara ayakkabı giydiğini kaç porsiyon yemek yiyip, kaç okka kaka yaptığını bilmezsek biz vatandaşları nasıl bir geleceğin beklediğini de bilemeyiz arkadaşlar. Gelişen ve değişen süreçte yıldızı parlayan insanları göreceğimiz gibi kuyruğunu kıstırıp araziye uyanları da göreceğiz inşallah...!

Gelelim derneğimizin nasıl aktif olunabilinirliğine!

Gerek siyasi partilerin tüzüklerinde gerek kamu kuruluşlarının mevzuatlarında olsun, kuruluş amaçlarında öncelikle bölge insanın refahı, huzuru ve mutluluğuna vurgu yapılmaktadır. Kendi tüzük ve mevzuatlarını bilmeden herhangi bir görevin başına tesadüfen veya oluşturulan ortam sonucu gelmiş olan maaşlı kişilerin aynı amacı güden ve üstelik bedava çalışan dernekçilerle anlaşamamalarının altında başarısızlıklarının gün yüzüne çıkacağından toplum içinde bilgisizliklerinin ifşa olmalarından endişe ve korku duydukları sonucu ortaya çıkmaktadır!

Oysa dernekler halkı kandıran siyasetçileri ifşa etmeye değil bu beceriksizliklerine rağmen, onlarla birlikte bölgeye hizmet etmek için kurulmuş STK dır. Hiçbir karşılık beklemeden gönüllü çalışan insanlardır. Ancak bunu hem vatandaş olarak hem dernekçi olarak insanlara anlatmak gerçekten çok zor.

Bilinen bir gerçek var'ki, bölge halkımız halen hak etmedikleri halde siyasi iradeye ve akabinde egemen gücü elinde tutan kurumlara; devlete olan sadakatlerinden ve "muhtaç" olmalarından dolayı saygılı davranmaktadırlar!

Biz, birilerinin siyasi çıkarlarına uygun dövizler hazırlayıp sokaklara çıkan; nedüğü belirsiz, kime hizmet ettiği anlaşılamayan gizemli yurt dışı kaynaklı gelirlere sahip olan ve değişik bölgelerden toplayıp getirilen insan kitleleri değiliz! Bu güne kadar kendi yağı ile kavrulan avutulmuş, uyutulmuş, ezilmiş hor görülmüş halkın ta kendisiyiz. Milliyiz, yerliyiz ve vatanını seven gönüllü hizmet etmek için kolları sıvayan ve karşılığında bölgemizin refah, kültür ve sosyal düzeyinin artmasını isteyen bir avuç neferleriz.

Tüm bunlar seçilmişlerin ve bölge sorumlusu olan mülki amirlerin; üstelik devletten maaş alarak yapmak istedikleri ile hemen hemen aynı şeyler değil midir?

Öyleyse "İĞNEADA SOSYAL GELİŞİM DERNEĞİ"NDEN neden çekiniyorlar?

Yorum Yaz

Yazarın Diğer Yazıları

  • Söz Geçirilemeyen Sapiens...

    Aslında bizim mücadelemiz deniz üzerinde balık tutan ekipma...

  • Tarihte bugün: 16 Haziran...

    İğneada da neler oldu?1) -Öğleden evvel bir balıkçı teknesi İğneada limanından ayrıldı ve dalyan dediğimiz bölgede su üstü lüfere çevirdi tam 24 a...

  • Türkiye Üçüncü Nükleer Sa...

    Çünkü NÜKLEER SANTRAL projeleri hazır. 12 MİLYON AVRO'YA ihtiyaçları var ama paraları yok!...

  • ÜYE OLMADAN ÖNCE OKUNMALI...

    İğneada'lı hemşehrilerim, arkadaşlarım, dostlarım ve akrabalarım. İğneada...

  • Bir el de sen uzat!...

    Evet sevgili arkadaşlar ve hemşerilerim. 2015 yılı bir milattır! İğneadamız için değişim rüzgarlarının estiği bu günlerde, Sivil Toplum Kuruluşu (İsge...