Gönül Elçileri

25.11.2017 14:49

Balıkçılık ve liderlik üzerine...

(Bu Türkiye genelini kastederek yazılmış genel bir yazıdır. "BİZ" diyerek kastettiğim ise çeşitli platformlarda birlikte mücadele verdiğimiz gönül elçisi dostlarımızdır.)
Biz yeri geldi söyledik, yeri geldi sorumluluğu sahiplenmek için her yolu denedik! Ancak tüm bu iyi niyetli çalışmaların karşılığı olarak ne elde ettik?
Dur söyleyeyim: "ekmeğim" diyerek ekmeğinin yanında başkalarının da ekmeğini çalan hırsızların, yüzsüz uğruların yanı sıra hiçbir şeyden haberi olmayanların dahi yapılan iftiralar yüzünden hedefi olduk!
&&&
Bazı insanlar içten pazarlıklıdır. Siz ne kadar açık sözlü olursanız olun, yardım etmek istediğinizi söylerseniz söyleyin; onlar zihinsel olarak eksik veya başkaları tarafından dolduruldukları için kendilerini size karşı şartlandırmış olurlar.  Mesela sabah akşam birbirinizi gördüğünüz yerde birden selamı sabahı kesip sen hiç yokmuşsun gibi davranabilirler. Bu onlar için gayet normaldir! Çünkü yılın 365 günü esen rüzgâra göre hareket ederler. (!) görmezden gelip yanınızdan geçtikleri zaman bilin ki onlar karayelin etkisindedirler!
Yani karadan biri bunları yellemiş, üflemiş şişirmiş anlamındadır (!)
Merhaba demek için en iyisi sizin lodosu beklemenizdir. Lodostan etkilenip şaşkın ördek gibi kucağınıza düştüklerinde tüm inisiyatif sizin elinize geçer ve ne yapacağınız, ne diyeceğiniz sizin merhametinize kalır.
Görüyoruz...
Yerel ve geleneksel basından bazılarını takip ediyoruz.   
Mikrofon karşısında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Dünyanın en saf, en cahil insan modlamasına bürünmekteler. Dert yanmakta, ağlamaktadırlar... Devletin sunduğu tüm imkânlardan herkesten fazla yararlandıkları halde yine hiç sıkılmadan utanmadan "nerde bu devlet?" diyerek iki yüzlülüklerini göstermektedirler.
Doyumsuzdurlar...
Hep isterler...
Önemli bir şey sorulduğunda ya ilkokul diplomasına sahip olduklarını ya da olamadıklarını söyleyip, ellerinden sadece bu işin geldiğini dile getirerek kendilerini acındırmaya çalışırlar.
Sonuç itibari ile bazıları masum, bazıları nankördür! Bazıları da arkadaşlarının, akrabalarının, meslektaşlarının, saçı bitmemiş yetimin hakkını çalıp birde haklıymış gibi masumlar üzerinde baskı kurarak arenada kişiler üzerine iftira kampanyası başlatıp, insanların arasına fitne yayarlar.
Kendi yaptıklarını başkalarının üzerine atacak kadar onursuzlaşırlar.
Her zaman olduğu gibi dürüst insanları samimiyetine güvendiğim arkadaşlarımı kesinlikle tenzih ediyorum. Bahsettiğim kişiler belki de bir elin parmakları kadar az ama edepsizlikleri ile korku salarak diğerlerini de etkileyebiliyorlar. Benim amacım ezilen balıkçımızın sesi olmak. Devletin sunduğu imkânları elde etmeleri mümkünken, beceriksiz liderleri tarafından umursanmıyor ve adeta önemsizleştiriliyorlar.
Diyelim ki salahiyet; akıllı, adaletli, merhametli, dürüst, cesaretli ve çalışkan bir insanın elinde olsaydı, yaşadığımız bölgelerde liman ve balıkçı barınaklarımızda neler değişebilirdi bir bakalım...  
(Örnekleri var)
-Dış mendirek üzerine yani çakara kadar, kayaların üzerinden beton yol projesi hayata geçebilirdi... Bu esnada amatör oltacılar için bu dış mendirek yolu üzerinde dış denize doğru olta sallayacakları birkaç balkon yapılabilir sırf bunun için geziye gelmiş turistlerin ihtiyacı karşılanırdı...
-Lodostan etkilenmeyen yeni rıhtım ve sahil güvenliğin konumu hakkında yeniden değerlendirme çalışmaları yapılırdı...
-Her balıkçının kendi teknesini bağlayabileceği parkı, ağlarını koyabileceği, tamir edebileceği kendine ait modern bir deposu olması için proje üretilir, tüm çalışmalar özel bir yazılım ile veri tabanı oluşturularak kayıt altına alınırdı...
-Tersane yeri ve yapımı için kaynak bulma projeleri üretilirdi...
-Devletin sırtına kambur olan değil ekonomiye katkı veren bir topluluk olma yolunda mümkün olan her adım atılırdı...
-Belediye ve sivil toplum kuruluşları kooperatif, liman başkanlığı, sahil güvenliğin ve hatta orman ve su işleri bakanlığının da paydaş olacağı projeler üretilerek uzun vadeli kredi ve hibeler kullandırılırdı. Pislik yuvasına dönen limanlar gelir getiren adeta para basan ticarethanelere ve denizlerden gelen kültürümüzü, tarihimizi canlı yaşatan cazibe merkezleri haline dönüştürebilirdik...
-Aynı zamanda geçmişten bugüne denizden çıkanlardan ve mevcut hatıralardan harmanlanan yöremizin denizcilik, balıkçılık ile alakalı bulgu ve verileri ile kendi müzemizi yapabilir dışarıdan gelen ziyaretçilere sunabilirdik.
-Balıkçı kooperatifinin kendine ait en az 100 tonluk buzhanesi olabilirdi...
-Kooperatife ait taze balık satış yeri, balığını İstanbul'a taşıyacak nakliye kamyonları, kooperatif bünyesinde hizmet veren temiz bir lokanta, market, hırdavat ve ağ satış mağazalarına sahip olabilirdik...
-Tertemiz umumi tuvaletler
-Hamam
-Her kabzımal için sağlıklı satış dükkânları ve oto parklar, turistler için balık restoranları ve eğlencelik yapılar...   
-Türkiye'de balıkçılık ile alakalı çalışmalarını sürdüren ön plandaki akademisyenlerin ve su ürünleri genel müdürlüğünün değerli su ürünleri mühendislerinin katılacağı eğitim, öğretim amaçlı toplantıların olacağı büyük bir salonumuz olabilirdi...
- Aynı zamanda İstanbul balık borsasını canlı takip eden dev TV ekranımız olabilirdi...
-Misafirler için pansiyon...
-Sahil güvenlik ile ortak projeler üreterek balık sezonu içinde balıkçıların rahatsız edilmemesi için bir veri tabanın oluşturarak eksiklerimizi giderebilir rahat rahat balıkçılığımızı yapabilirdik...
Vs vs vs...
Tüm bu detaylar umarım ilgili kişilere bir fikir vermiştir. Sadece seçilmek yetmiyor çalışmak özverili olmak lazım. Sadece kendini düşünmeyeceksin seninle aynı imkânlara sahip olmayan küçük teknelerdeki insanların ekmeğini de düşüneceksin. Bu becerin yoksa selahiyet makamını meşgul etmeyeceksin arkadaş. Ben bu işte yetersizim deyip işi ehline vereceksin. Etrafında en yetenekli kişi sen isen o zaman yardım alacaksın. Toplumu ilgilendiren konular kişilerin kendi insiyatifinde değildir.  Kendini bilen insan, boyunu aşan işlere talip olmaz gider balığını tutar... 
Herkes sıcacık evinde otururken kışın soğuğunda, sabahın ayazında  evine ekmek parası götürmek için tüm zorluklara katlanan küçük balıkçının donmuş parmakları ile ayıkladığı balığın  ekonomik değeri ve ederi senin sorumluluğundadır. Balık para yapmaz ise sende beş para yapmazsın  bu vebali ömür boyu sırtında taşıyacağını unutmayacaksın! 
Elbette ki biz gönül elçileri aylak kalmayız memleketimizde el atacağımız daha çok sorunlar var. Biz ortaya çıkaralım  isteyen istediğini yapsın!
Saygılarımla kalın sağlıcakla...
M.Talip Girgin
yorum ekle

Yorum Yaz

Diğer Haberler