Alaca Karanlık Kuşağı Adamları!

30.10.2017 03:09
Geçenlerde sahil boyunda gezerken, kasvet çökmüş alaca karanlığın içinde; yaşamaktan değil ama mücadele etmekten yenik düşen ve korkularımızla yüzleşen insanlar gördüm! Çalı dibi çocukları gibi, çalı diplerinde, ağaç gölgelerinde, sur diplerinde, kale içlerinde yatan; köprü altı, köprü üstü kavşaklarda, bazen de yalandan, ayakçılık ayağına yattıkları ve mesaiden sonra sahiplendikleri belediye ye ait, otoparklarda!

Bir şarap parası için ezilen ve acımasız hayata yenik düşen, kaybedecek bir şeyi kalmayan, bazen mazlum, bazen külhanbeyi! Elleri kirli, yüzleri çizgili, nikotin dolu sarı dişleri ile yaşama; delice direnmeye çalışan kimliğini kaybetmiş! Gerçekte geri dönüşü olmayan yola girmiş, alaca karanlık kuşağının hayal adamlarını seyrettim.

Bir akşam televizyonda, bir zamanların yakışıklı ve ünlü beyaz perde aktrislerinden birini gördüm. Kızların peşinde koşuşturdukları bu jön, belediye banklarında uyuyordu! "Kader" diyordu objektife bakmadan. Saçlarını yıkamadığı sakallarını kesmediği için bir de eski kıyafetlerinin içinde, kurt adam gibi görünüyordu... Kim olduğunun ne önemi var?
Tekrar fark edilmekten korkar gibi, usulca ve ölüm sükûtu ile alaca karanlığın içlerine doğru uzadı gitti.

Bu gün, şükretmek varken ve hatta yarının en kötüsünün ne olabileceği hakkında ibretler gözümüzün önünde yaşanırken; "bana bir şey olmaz" diyenlerden olmayız inşallah.

Belki de birçoğumuz sahilde üç liraya aldığımız el oltaları ile yalandan tuttuğumuz balıklar kadar korumasız ve çaresizlik içindeyiz. Fakat fark ettirmeyecek kadar onurlu ve güçlü durmaya çalışıyoruz! Vicdanımızın bize hükmettiği gibi acıyıp suya saldığımız balıkların sevincine, coşkusuna; belki de çoğumuz hasretiz de, belli etmekten korkuyoruz.

ÇOCUKLUK 

Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

CAHİT SITKI TARANCI

Keşke bizim de, çocukluğumuzu satın alacak bir Affan dedemiz olsa!

M.Talip Girgin
yorum ekle

Yorum Yaz

Diğer Haberler

  • Dik Durmanın Bedeli...

    Dik durmanın bedeli ağırdır.Özveri ve sadakat ister.İşin kolayına kaçamazsın!Fıtratına ters düşen olaylara göz yumamazsın.Cahilliklerini kalkan olarak...

  • Derdimiz, Değerimiz, Deni...

    18-19 Aralık 2012 TarihindeKadir Has Üniversitesi D-Blok Büyük Salon, Haliç-Fatih/İstanbul Adresinde ki Sempozyumun; “ MARMARA DENİZİ’NDE BALIKÇI...

  • Gençlerin Devrini Çalmayı...

    “Doğal olarak belirli yaşa gelmiş ve emekli olmuş insanların yine doğal döngü çerçevesinde; işten, stresten, uzaklaşıp rahat etmeleri için devletimiz ...

  • Dava...

    Dava; Zengin ve gösterişli bir envantere sahip olduğu için veya tanıdık, tanış “ Ahbap çavuş” ilişkisine müsait olduğu için veya gezmeye, yemeye...

  • Trakya Güncesi!...

    Hayır, hayır bizde “çok güzel işler” yaptık efendim lütfen haksızlık yapmayın! Mesela “CAZ” atölyesi, çağdaş dans atölyesi yaptık, temel oyun...

  • Duyuru Bal Fiyatları...

    Duyuru Bal Fiyatları ...

  • “İster hırsız ol ister uğ...

    “İster hırsız ol ister uğursuz, yeter’ki yanımızda ol!” Mantığı doğru bir mantık mıdır?Siyasi partilerin örnek aldığı yanlışlardan en önemlisi "Ne...

  • Laf aramızda kalsın!...

    Sayın AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Harun Karaca Bey öncelikle merhaba, nasılsınız? Müsaadenizl...